Embed

Musa Anter (Apê Musa)

 

 
Türkiye'nin 55 yıllık girdisinin, çıktısının yeminli, canlı bir şahidiyim. 'Hem yalnız şahidi mi?' Değil!.. Şanığıyım, mahkumuyum ve davacısıyım."


"Ez şahidê zindî û sondxwarî yê tengasiyên Tirkiyê yê 55 sala me. Gelo Ez tenê şahidim? Na! Ez her wiha mehkûm, bersuç û dozdarê Tirkiyê me.

1918- 20.09.1992 1918 yılında Nusaybinin Zivin köyünde doğdu.Ailenin ilk erkek çocuğu. Kendisinden büyük ablası var. Bu arada bir kız çocuk daha dünyaya geliyor ama hastalıktan sonra vefat ediyor. Annesi erkek çocuk doğurmak isteyince Sultan Şeyhmuz’a gidip dilekte bulunuyorlar. Onun için nüfusta ki adı Şeyhmus olarak geçer. Soyadı kanunu dolayısıyla da soyadı Elmas’tır. Zamanla adını ve soyadını değiştirir ve Musa Anter yapar. Babasının adı Anter annesinin adı Fasla’dır. Aile olarak soy ağacını kendisi şöyle ifade eder. Botan aşiretinin, Temikan kolunun, Mıhoteze dalının Anter ailesindeniz. Beş kardeş olarak büyürler, yaş sıralamasına göre Hanse, Musa, Hasan, Wetha ve Yusuf kardeşlerdir. Yusuf 1958 senesinde askerlikte başına musallat olan zatürre hastalığı vereme çevirince vefat eder. Hasan 1975 senesinde kansere yenik düşer. Hanse 2003 yılında vefat eder. Wetha şu an Nusaybin’de yaşamaktadır.


Evin erkek çocuğu olarak annesi tarafından yetiştirilir zira babası kendisi küçük yaştayken yatalak olarak hasta düşer. Annesi Fesla Hanım hem ev işlerine bakar ve hem de muhtarı olduğu Ziwinge köyünün işlerine bakar. O zamanlar köye gelip gidenler çok olduğu için oğlunu Türkçe öğrenmesi için ve tercümanlık yapması için okula gönderir. Okulda başarılı bir öğrencidir ve sınıflarını birincilikle bitirir. İlkokulu Mardin, orta ve liseyi Adanada okur. İlkokulu bitirince okumaya devam için imtihana girer ama annesinin onu okula göndermeye niyeti yoktur. İmtihanı kazandığını Nusaybin’den gazeteye sarılmış helva paketini açınca öğrenir. Gazetede adını görünce çok sevinir. Bu arada Gerçüş’te de bir dönem okur. Mardin’de yatılı olarak ortaokulu bitirir ve lise için tekrar imtihana girer onu da kazanarak Adana’ya yatılı olarak liseye başlar. Orada ilk defa kooperatif kurar. Okulun başarılı öğrencisidir. Adana’da okurken Seyit Rıza olayı yaşanır ve öğrencilerden biri Bese’ye küfür eder. Bu küfre tahammül etmeyen kendiside Zübeyde’ye aynı şekilde küfür eder. Şikâyet üzerine ilk defa gözaltına alınır. Gözaltındayken M. Kemal Adana’ya gelir ve kendisine bu durum aktarılır oda onun affedilmesini söyler.

Öğrencilik yıllarının yaz aylarında Suriyeye giderek Türkiyeden kaçan Kürtçülerle tanıştı. Bunlar Kamuran Bedirhan, Osman Sabri, Haco ve Emini Ahmetdi.Beş arkadaşıyla Kürdistanı Kurtarma Cemiyetini kurar.
Liseyi bitirdikten sonra İstanbul’a üniversiteye okumaya gelir 1941 . Edebiyat fakültesine kaydını yaptırır ve ilk sene orada okur. Sonradan Faik Bucak ve diğerleri ile tanışır, onlar hukuk fakültesinde okumaktadır ve arkadaşlarının isteği üzerine hukuka başlar. Üç sene sınıfını birincilikle bitirir son sene birinciliği haksız olarak elinden alındığı için okulu bitirmeden ayrılır. Arkadaşlarıyla birlikte Kürt özgürlük mücadelesi için kırmızı, yeşil, sarı ve beyaz kumaşları bir araya getirerek ve tabancaya sararak ellerini üzerine koyarak ant içerler. Dicle- Fırat talebe yurdunun müdürlüğünü yapar. Bu arada medrese mezunu kişilerle tanışır. İleride kayınpederi olacak Abdurrahim Zapsu ile tanışır. Hatıralarım adlı kitabında bu ilişkilere yer vermiştir. 1944 yılında Zapsu’nun küçük kızı Ayşe Hale ile evlenir. Hale hanım Alman lisesi ikinci sınıfından ayrılarak evlenir. 18.08.1945 de oğlu Anter, 18.10.1948 de kızı Rahşan ve 30.03.1950 de oğlu Dicle dünyaya gelir.. , Şark postası ve Dicle Kaynağında yazılar yazmaya başlar. Çok partili sisteme geçilmiş ve umutlar tazelenmişti. Ama zamanla bununda yalnız umut olduğunu fark etmişlerdi. 1956 yılında Gelibolu’da yedek subay olarak askerliğini yaptı. 1958 de hem kayınpederini ve hem de küçük kardeşini kaybetti. Sonrada Diyarbakır’a gitti. Orada Turistik otelin müdürlüğü yanında bir ilaç firmasının temsilciliğini yaptı. Canip Yıldırım ve Yusuf Azizoğlu ile birlikte çalışmalar gerçekleştirdi. İleri Yurt gazetesini çıkardılar.
Gazetede seneler sonra Kürtçe olarak yazdığı Qımıl şiiriyle Türkiye gündemine damga vurdu. 1959 senesinde Diyarbakır’da yakalanarak İstanbul’a getirildi. Harbiye cezaevinde ki hücreye konuldu. Böylece tarihte 49 lar olarak geçen dava başlamış oldu. 50 kişilik guruptan Emin Batu vefat edince 49 kişi kalırlar ve dava bu adı alır. İdamla yargılandılar ama 27 mayıs askeri darbesiyle affa uğradılar. Cezaevinde, Birina Reş tiyatro eserini ve Kürtçe-Türkçe, Türkçe-Kürtçe sözlüğünü yazdı. Cezaevinden çıktıktan sonra Deng dergisini Medet Serhat ve Ergün Koyuncu ile beraber çıkardılar. Deng de kısa bir süre sonra kapatıldı ve yargılandılar. Barış Dünyası ve Yönde yazmaya başladı. 1963 haziranın da tekrar cezaevine girdi ve 23 ler davası başladı. Mamak, Sultan Ahmet ve Balmumcu cezaevlerinde yattı. Cezaevi çıkışında Türkiye İşçi Partisinde görev yaptı. 1965 seçimlerinde Mardin’den aday oldu ama son anda aday değişikliği yüzünden bağımsız olarak seçimlere girdi.

1967 yılında ilk hükmü gerçekleşti ve Çanakkale’ye bir yıllık sürgüne gönderildi. Burada 38 nolu hücre kitabının çalışmaları otel odasında kayboldu. Çanakkale sonrası Suadiye’de ki evinde yaşamaya devam etti. DDK onun kurucuları arasında yer aldı. 12 Mart 1971 de tekrar cezaevine girdi ve Seyrantepe askeri cezaevinde 3 yıl kaldı. Cezaevinden çıktıktan sonra Akarsu’ya yerleşti. 12 Eylül 1980 de Nusaybin cezaevine kondu. Kısa bir süre sonra çıkartıldı. Yazım hayatına tekrardan 1985 senesinde başladı. Vaka-i Name yi yazar. 1988 senesinde Dragos’ta ki evine yerleşti. Tewlo, Azadiye Welat,Rewşen ve Gündem dergi ve gazetelerinde Kürtçe, Türkçe makaleler yazdı. 1988 de kurulan Halkın Emek Partisinde yer alır. 90 lı yılların başlarında kurulan MKM ve Kürt Enstitüsünün kurucuları arasındadır.


20 Eylül 1992 yılında Diyarbakır’ın Seyrantepe mahallesinde silahlı bir saldırı sonucu 20 Eylül 1992 tarihinde katledildi. 
Eserleri:

Hatıralarım I-II,
Kımıl,
Vakainame,
Brinareş (Kara Yara) 1992ESERLERİ
Hatıralarım Musa Anter Avesta Yayınları / Musa Anter Bütün Eserleri Dizisi


"Türkiyenin 55 yıllık girdisinin, çıktısının yeminli, canlı bir şahidiyim. Hem yalnız şahidi mi? Değil!.. Şanığıyım, mahkumuyum ve davacısıyım. Denilebilir ki Musa sen kim, bu anılarında geçen zatlar kim! Amma bence bu soru yerinde değildir. Çok kere fakir bir adam bir define bulur veya loto-totodan para kazanır ve aniden zengin olur. İşte ben de Zıvıngın mağaralarından aleme çıkınca o fakir gibi tesadüfen ve de şans mahsülü değerli şahsiyetlerle tanıştım. İşte bu anılarım, bulduğum bu definelerin mahsülüdür. 
-Musa Anter-

KIMIL 

Asırlar boyunca iktidarların sui zannı altında yaşayan Şark halkı, maruz kaldıkları her zulum ve afeti ancak müzikle ifade etme imkanı bulabilmişlerdir.

Bu babta halen halkımız arasında binlerce arya, opera, piyes,senaryo vesair modern edebi çeşnilere mevzu olabilecek eserler vardır. Bu makalede okuyacağınız parça, bu tip eserlerden alınmıştır. Mevzu şudur:

"Bi çiya ketim lo apo, çiya melûl bûn rebenoCeh seridî lo apo, genim hûr bûn evdalo

Qimil hatî lo apo, bi refa ye rebeno

Xwar genimî lo apo, hiştî ka ye rebeno

Hat qimil lo apo, ji zozanolo apo

Xwar genimê me, xizana lo apo

Ro hatibû lo apo, wexta dana lo apo

Pez herikî lo apo, ser şivana rebeno

Car kulekê me man apo, li ser guhana rebeno "


Siverekli kızın senelerden beri Şark'ı perişan bir hale sokan Kımıl afetine karşı bu necip ve içli ifadesine bir şey katmak istemiyoruz. 
Tahmin ediyoruz ki bu afetten ıstırap duyanlar yukardaki ifadeyi karine dahi olsa anlatmakta güçlük çekmeyeceklerdir.
Mamafih kızımız demek istiyor ki: " Apo (Amca) Kımıl geldi bizi bu sefil ve perişan hale soktu, bari sen insaf et, yapma"
Üzülme bacı, seni süne ve sünmenin ıstırahından kurtaracak kardeşlerin yetişiyor artık..

MUSA ANTER-İleri Yurd Gazetesi/Diyarbakır-31 ağustos 1959 

(Avesta yayınevinden yayınlanan Kımıl isimli Kitaptan alıntılanmıştır.)

1959 yilinda yayinlanan bu köse yazisi icin yazilanlar :

"Doğu illerimizden birinin merkezinde çıkan bir gazetede anlaşılmaz sebeblerle Kürtçe bir şiir neşrediliyor."
" İnsaf edelim. Bu Doğu ili İstanbul değil ki, 20-30 gazete çıksın da insan meşgul bir gününde hepsine bakamasın. Sonra hadi kendisi bakamadı, o il merkezinin zabıtası yok mu, adliyesi yok mu?" 


Cumhuriyet gazetesi


" Suçlu: Kürtçe şiiri yayınlayan Diyarbakırda İleri Yurd adlı gazete. Vali ye bu ne iştir diye sormuşlar. 'Bilmiyorum meşgul olacağım' demiş. Bir soru da benden: Bu gazeteye kim kağıt veriyor" 

19 eylül 1959 tarihli sayısında Ulus gazetesi

" İstanbul Gazeteleri Kıyamet koparıyor. Diyarbakırda çıkan İleri Yurd gazetesi Kürtçe bir şiir neşretmiş. Bakın Küstaha. Genelevlere kadar 'Welcome' diye Amerikanca yazılan memleketimiz de,Kürtçe şiir Garbi'lik şerefimize dokunuyor.......İleri Yurd gazetesi mesullerini, vatan cephesine ihanet suçundan idam etmek caizdir."


Cephe Gazetesi(linc politikasina karsi musa anteri savunan tek gazete)

Kekik reyhan ve kacak tütün kokusu taşırdı rüzgar.
Alçak damlı evlerin yüksek küçük pencerelerinde
soluk ışıklar yayılırdı geceye
köpek havlamaları korkulara karışır,
kaygılar baslardı.
Sonra dağlarda kurşun sesleri gelirdi
belirli belirsiz, namlunun ucunda çırpınırdı yürekler.
Ağıtlar yankılanırdı dağlara doğru.
Kapılar kırılır,
talan edilirdi sevdalar, umutlar
ve insan olan ne varsa. Kan akardı derelerimizden
Zilan ,Munzur N******a Kasaba
ve ülkenin bütün derelerinde.
O iklimde kalırdı acılar.
Duymazdı bir Allahın kulu çığlığımızı
ve karabasan gecelerin sabahında
direnmek kalırdı Kürde, çünkü yasamanın bir diğer adı direnmektir.

Apê Musa

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!